The Maximum
Fotoğraf idollerimden olan Josef Koudelka‘nın Magnum Photos‘ta yer alan portföyüne girdiğiniz de kendisine ait bir alıntı ile karşılaşırsınız; “the maximum, that is what has always interested me”. Facebook ve twitter‘dan takip eden kişiler bu sözü şu şekilde görmüş olma ihtimaline sahiplerdir;
“The maximum, that is what has always interested me, for this; i still experiencing one single madness.”
Bir arkadaşım, bu sözü nerden bulduğumu ısrarla sorunca, dayanamayıp aslında; Ronald Bartes‘in dünyaca ünlü eseri Camera Lucida‘dan esinlenerek; Eduardo Cadava ve Paola Cortés-Rocca tarafından hazırlanan akademik makalenin bir bölümüyle birleştirerek ortaya çıkarttığımı kendisine açıklamak zorunda kaldım. Daha önceleri bu tanımı yapmak biraz uzun sürdüğü ve üşendiğim için merak edip neremden yazdığımı soranlara, “buldum işte” demekle yetiniyordum.
Kendimizi bu cümlenin benim hayatım üzerinde ki etkisini irdelerken bulduğumuzda son bir soru ile mortal kombat’ı aratmayacak düzeyde ki fatality combosunu gerçekleştirmiş oldu;
“Peki o tecrübe ettiğin delilik nedir? son zamanlarda ki hayal gücü sıkıntısı mı?”
Bazı konularda hayal gücümü kullanamaz olduğumun farkında olan bir insan olduğunu görmek şaşırtıcı geliyor şu sıralar, zira aile bireylerim bile suskunluğumun ve mevzu bahis konularda konuşmak istemeyimişin nedeninin hastalığım olduğunu düşünmekteyken. Ne yazık, aslında bu cümleyi duymak istediğim çok farklı kişiler varken, uzun süre, “merhaba”laşmaktan öteye gitmediğim bir insandan duymak bir burukluk yaratıyor.
Sözlük yazarları şöyle bir başlığı yaratmışlar vakt-i zamanında; yalnızlığın anlaşıldığı anlar. Aynı kişi, benim yaşadığım afallamayı fark etmiş olacak ki bu başlıktan bir kaç adet seçmece entry yaparak (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10) bir miktar daha eğlendi kendince.
- Ama ben burada yazan durumlara sahip değilim ki?
-Hayır sahipsin!
-Höst lan, iyi arkadaşlarım var, sonra fındık faresi var, sonra mia var, ayrıca telefonum genelde pek susmaz.
-Genelde ne için aranırsın?
-İş
-Neyse diyeceğim o dur ki?
-Ulan manyak manyak konuşma.
-Eh bir bitirmeme izin ver istersen!
-Hınk!
-Hayal gücünü kullanamadığın zamanlar yalnızsınz sen.
-Röahh? Nasıl yani?!
-En son ne zaman ve ne hakkında hayal kurmuştun?
-Hmm, sanırım bir kaç hafta önce, fındık faresini tavlamaya çalışırken, çalan bir müzikten etkilenip o’nunla ilgili bir stop motion yapmak…
-Gördün mü?
Hala o entryleri neden verdiğini bilmesem de, aslında söylediği şey doğru… Ben hayal kuramıyorum bir süredir, zira, elde edilebilecek en son noktaya ulaşamadım…
Bir ara aza tamah etmeyi öğrenmek lazım Rüstem, yoksa sıçacağız..
- Abi sen niye aza tamah edesin ki, aza tamah etmeni isteyenler sensiz olmalı.
-Yok yok beni şaşırtmak için programlanmışsınız bugün.
Uyku vakti!
Got anything to say? Go ahead and leave a comment!
Severek İzlemece
- And the first matte painting is yet to be done...
- http://t.co/u6MwqR2t
- RT @yilmazerdogan: Değişmeyi istemek ve ego ile vedalaşmak yeterlidir. Kendinden vazgeçmek değişimdir.



Posted under: 
