Kanitin Yoklugu, Yoklugun Kaniti Degildir
Yetistirilmesi gereken bir dunya is tepeye yigilmis. Sadece masa lambalari tarafindan aydinlanan kocaman ve duman alti olmus bir salonda oturuyoruz.. Polis baskini olsa kumarhane diyecekler. Korkuyoruz bi’taraftan.
Sakinlestirmesi icin ozenle hazirlanan sarki listesinin bir boka yaramadigi vahiy yoluyla iniyor. Artik refleks haline gelmis bir hizda kahve fincanina elim gidiyor, bir yudum almaya calisiyorum ancak nafile; ocagina incir agaci dikmisim gene fincanin. Su kahve de olmasa burada kok salacagim diye dusunerek, burosit koltugumdan John Wayne’nin kovboy filmelerinde ki atlayislarini aratmayacak bir ceviklikle kalkiyorum. Icinin kahve dolu olmasi gereken hazeneyi gene refleks ile alip, fincanima bosaltmaya calisiyorum. Ama Murphy Yasalari bir darbe daha gerceklestiriyor gecemizin ortasina. Mutfaktan zaman kaybi olmasin diye tasidigimiz damacanaya yoneliyorum, suyu dolduruyorum, ozenle sectigimiz kahveyi ogutucude saw filminden bir hunhar sahnenin bas rol oyuncusuymusum gibi toz haline getiriyorum. Hastaneden yeni cikmis ve bir dunya yasak listesiyle donatilmis oldugumu hatirlayan yoldasim kiziyor;
- Aman abi zaten yarim adamsin, bokunu cikartmaya gerek yok!
- Bosversene abi, baksana gunlerdir herhangi bir aksama yok. hatta dun yasak listesini alkol ile deldik bile!
- Kanitin yoklugu, yoklugun kaniti degildir!
Duruyorum…
Bu kadar felsefik bir cevabi beklemiyordum acikcasi. sabahin besi. Nerenden hatirladin bu Carl Sagan onermesini simdi? Guluyor saskinligima. Sarmakla mesgul oldugu sigarayi dogrudan bana uzatip, kendisine yeni bir tane hazirliyor. Devam ediyor konusmasina “yoksa sana garajimdaki ejderhayi gostermeyi unuttum mu ben” diyor. Iyice afalladigimin farkinda acikliyor;
“Bir seyin var oldugunu kabul etmek icin, bir kanita ihtiyac duyulmali mi? Bilimin kendisi, algilayamadigi ya da kanitlayamadigi seyleri yok kabul eder, oysa sagan, aksi kanitlanana kadar var olmadigi da kanitlanmamistir demek icin kullanmistir bu cumleyi. Kisacasi, inandigin kadar gercektir hersey.”
Kahve makinasi, kutsal icecegin hazir oldugunu haber veriyor bana. hemen dolduruyorum fincanima. Masama yoneliyorum, oturdugum esnada icimde ki super kahraman sesleniyor bana; “bitirilmesi gereken bir dunya is var!!”.
Telefon caliyor.
Telesekreter devreye giriyor, lanet olsun patronun sesi bu!
Kafami kaldiriyorum, saat iki olmus. “nasil olabilir”, “oysa herseyi hesaplamistim ve hamle onceligide bendeydi” seklinde bir A Beautiful Mind repligiyle isyan ediyorum, ama afyonum patlamayamadi henuz iste. yavas yavas hatirlamaya basliyorum herseyi, canim sikilmisti calisirken, sozluge bakarken uyuya kalmistim!
Sictigimi kanitlayan cumle yukseliyor telesekreterden;
Kanitin yoklugu, yoklugun kaniti degildir…
No related posts.
henuz yorum yok
Yorum formu | rss yorumlar [?]